27 Ekim 2026, Salı | 17:41:24


Betül AŞICI

KAHVE MOLASI: SÖZ BİTTİ
Tarih: 18-01-2026 12:34:00 Güncelleme: 18-01-2026 12:34:00

 

 

 

O ilk anne olacağını öğrendiğin andaki heyecan... O titreyen eller, gözlerinden süzülen mutluluk damlaları... "Anne olacaksın" dediklerinde içini kaplayan o tarifsiz duygu... Eminim şu an bu satırları okuyan her anne, ilk evladına hamile olduğunu anladığı o ilk anı yeniden hatırladı. Ne kadar güzel, ne kadar saf bir heyecandı o...

 

İçinde kocaman bir sevginin yanı sıra, kocaman bir korku ve merak da vardı. "Acaba kime benzeyecek?", "Sesinin tınısı nasıl olacak?", "Bu uzun dokuz ay nasıl geçecek?", "O minicik bebeğime nasıl bakacağım, nasıl büyüteceğim?", "Gözlerinin rengi ne olacak, saçları buğday gibi mi, kuzgun gibi mi kar gibi mi olacak?" Biz anneler, hepimiz bu duyguları fazlasıyla yaşadık. Bir evladı ilk defa kucağına aldığında, o bir nefes alıp dünyaya açılıyor, sen de onunla birlikte yeniden doğuyorsun sanki. Tüm yıllarını, tüm emeğini, tüm vaktini hiç tereddüt etmeden veriyorsun onun için. Annelik işte bu; onu bütün kötülüklerden korumaya, dünyanın sert rüzgarlarına karşı bir kalkan olmaya çalışıyorsun.

 

Ama maalesef bir gün geliyor, hiç ummadığın, asla hazır olmadığın bir şekilde, evladını senden alıyorlar. Ve en acısı, bazen onu alıp götüren şey, başka bir annenin evladının eli oluyor. Sağ elin, seni hayata bağlayan sol eline vuruyormuş gibi... Tabiri caizse, içler acısı olaylarla karşı karşıyayız son yıllarda. Genç yaşta toprağa düşen yavrularımız, genç yaşta "katil" damgası yiyen yavrularımız var. "Katilin yavrusu mu olur?" diye içinizden geçiriyorsunuz, evet olur ve bu, tarifi imkansız bir acı. Hem ebediyete uğurladığın evladın için, hem de o kara damgayı yiyen gencin ailesi için... Ölenin de annesi, o damgayı yiyenin de annesi ciğerleri dağlanıyor. İki tarafın acısı da derin, iki tarafın yarası da kanıyor.

 

Peki, bizim tertemiz, masum yavrularımız nasıl bu hale geliyor? Onları bu yola sürükleyen, yüreklerindeki sevgiyi öfkeye, merhameti şiddete dönüştüren ne? Hemen "toplumsal sebepler" diyoruz, evet... Ama belki de o kadar çok şey var ki artık, evlatlarımızı gerçekten tanıyamaz, onların iç dünyalarındaki fırtınaları kontrol edemez hale geldik. Nasıl bir çağda yaşıyoruz? Nasıl bir toplumun parçası olduk? Bu soruların cevabı gerçekten tartışmaya o kadar açık ki...

 

Çözüme baktığımızda ise, belki de yine her şey gibi, her şeyin başı gibi, bu acıların çözümü de aileye dayanıyor. Anne-babalar olarak elbette evlatlarımız için en iyisini, en güzelini vermeye çalışıyoruz. Ama acaba, bu "en iyiyi" verirken, çıtayı farkında olmadan o kadar yükseltiyor muyuz ki, onların omuzları bu yükün altında eziliyor? Ya da tam tersine, iplerimizi o kadar uzun bırakıyor muyuz ki, nerede, neyin içinde olduklarını bilemiyoruz? "Biz yaşayamadık, onlar yaşasın. Biz görmedik, onlar görsün." zihniyetinin içinde, fark etmeden avucumuzun içinden kayarcasına gidişlerini izlemek zorunda mı kalıyoruz? Bu düşünce, hepimizin yüreğini sızlatıyor.

 

Evet, malumunuz bu son günlerde yaşanan olaylar... Bir can, başka bir cana kıydı. Kıyılan da bir çocuktu, kıyan da... Ahlanmalı mı, vahlanmalı mı, insanın kelimelerin boğazında düğümlendiği anlardan biri bu. Çok acı, her iki tarafın anne-babası için de çok derin bir yara. Artık gerçekten bazı şeylerin düzelmesi, köklü adımlar atılması gerekiyor. Bu yaştaki çocukların elinde silahların, bıçakların işi ne? Nerede eksik kaldık? Neyi, hangi ufak işareti göz ardı ettik? Nerede daha çok fedakarlık yapmamız, nerede ise daha sağlam durmamız, sınır koymamız gerekiyordu?

 

Aslında eskiler ne güzel söylemiş: "Bir yerde kangren olursa, onu kesmek gerekir." Kendi evladımızın bir hatasını, yanlışını görmezden gelmek, "aman evladım utansın, aman başına bir iş gelmesin" diye örtbas etmek, bazen topluma mal olabiliyor. Şimdi, "Kendi evladımızı nasıl damgalayalım, nasıl vuralım?" diyeceksiniz. Ama mesele vurmak, damgalamak değil. Mesele, topluma, başka bir insana, başka bir aileye zarar verebilecek en ufak bir eğilimi, en küçük bir yanlışı fark ettiğimizde, önce bizim harekete geçmemiz, önlem almamız. Bu, kendi evladımız da olsa, en yakın çevremizden biri de olsa, yapmamız gereken en ağır ama en esaslı vazife. Çünkü gerçek sevgi, bazen "dur" diyebilmektir. Gerçek korumak, bazen en zor olanı yapmaktır.

 

 

asicieminebetul@gmail.com



1826okunma

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR TÜMÜ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

ŞANS OYUNLARI 4 çekiliş

Sayısal Loto26.10.2026 · 128. hafta
13 22 51 52 60 80 17 18
Şans Topu25.10.2026 · 85. hafta
2 5 9 13 32
Ek top bu çekiliş için yayımlanmadı
Süper Loto25.10.2026 · 128. hafta
1 3 5 18 28 59
10 Numara26.10.2026
2 4 7 8 12 13 16 22 23 24 25 30 38 44 45 46 50 52 54 63 70 76

HAVA DURUMU

İstanbul
14°
Çok bulutlu · Nem %79 · Rüzgâr 16 km/sa
BUGÜN
14° 12°
ÇAR
17° 12°
PER
17° 15°
CUM
15° 14°
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

PUAN DURUMU Süper Lig · 2026/2027

# Takım O G B M AV P
1 Galatasaray 9 7 1 1 +7 22
2 Amedspor 9 6 2 1 +10 20
3 Trabzonspor 9 6 1 2 +14 19
4 Beşiktaş 9 6 0 3 +8 18
5 Fenerbahçe 9 5 1 3 +15 16
6 Kasımpaşa 9 4 4 1 +4 16
7 Kocaelispor 9 5 0 4 +2 15
8 Erzurumspor FK 9 4 2 3 -4 14
9 Arca Çorum FK 9 4 1 4 +3 13
10 Göztepe 9 3 3 3 +3 12
11 Corendon Alanyaspor 9 3 3 3 -2 12
12 Istanbul Basaksehir 9 3 2 4 -2 11
13 Çaykur Rizespor 9 3 1 5 -4 10
14 Konyaspor 9 2 2 5 -3 8
15 Gaziantep FK 9 2 2 5 -6 8
16 Gençlerbirliği 9 2 2 5 -11 8
17 Samsunspor 9 1 1 7 -13 4
18 Eyüpspor 9 1 0 8 -21 3

GAZETEMİZ

Eylül Sayımız 26.07.2016

NAMAZ VAKİTLERİ

İmsak 05:56
Güneş 07:22
Öğle 12:53
İkindi 15:47
Akşam 18:13
Yatsı 19:34

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI