Savaş Çoktan Başladı mı? Küresel Düzenin Eşiğindeki Tehlikeli İklim ve Tarihin Uyarısı
Dünyaya her sabah yeniden bakıyoruz. Bir yerde sıcak çatışma, başka bir yerde derinleşen bir ekonomik kriz, bir başka yerde yaptırım dalgaları, enerji gerilimleri, ticaret savaşları ve durmaksızın tırmanan bir silahlanma yarışı... Sonra dönüp kendimize hep aynı endişeli soruyu soruyoruz: “Üçüncü Dünya Savaşı çıkar mı?”
Bence asıl soruyu yanlış yerden soruyoruz. Asıl sormamız gereken soru savaşın çıkıp çıkmayacağı değil; şu anda savaşın hangi aşamasında olduğumuzdur. Çünkü günümüz dünyasında savaş artık yalnızca tankların sınırdan geçmesi, uçakların havalanması ve şehirlerin bombalarla yıkılması demek değildir.
Bugünün dünyasında dolar da bir silahtır, enerji de, yarı iletken çip teknolojisi de, uluslararası ticaret yolları da, finanse etme mekanizmaları da, uygulanan ambargolar da... Savaşın cepheleri devasa boyutlarda genişlemiş, yalnızca şekil ve üniforma değiştirmiştir.
Tarih Bize Ne Söylüyor? 1914’ten 1930’lara Sessiz ve Hızlı Adımlar
Tarihe dikkatle baktığımızda, insanlığın bu tür tehlikeli dönemeçlere yabancı olmadığını acı bir şekilde görüyoruz.
1914’e giden süreçte Avrupa’da savaş bir sabah ansızın ortaya çıkmamıştı. Yıllar boyunca gizli ve açık silahlanma yarışları tırmanmış, ittifaklar sertleşmiş, büyük devletler birbirlerinden kuşkulanmaya başlamıştı. Küçük diplomatik krizler önemsenmemiş, yerel çatışmalar büyümüş ve sonunda sıradan görünen bir suikast, zaten barut fıçısına dönmüş olan sistemi ateşe vermişti.
1930’larda da benzer bir yıkım tablosu yaşandı. Japonya’nın Mançurya’yı işgali, İtalya’nın Habeşistan’a saldırısı ve Nazi Almanyası’nın komşu toprakları ilhak hamleleri karşısında o günün küresel toplumu yeterince güçlü, ortak ve caydırıcı bir cevap veremedi. Önce uluslararası kurallar çiğnendi; ardından bu ihlaller zamanla normalleştirildi ve en sonunda o kaçınılmaz felaket kapıyı çaldı.
Tarihin en korkutucu yanı da budur: Savaş çoğu zaman ilk bomba düştüğünde başlamaz. Savaş, toplumların ve liderlerin "artık diplomatik bir çözüm yolu kalmadı" demeye başladığı o zehirli psikolojik eşikte başlar. Bugün dünyada da tam olarak bu güvensizlik ikliminin tırmandığını, devletlerin birbirinin niyetini kötüye yorduğunu ve hızla yeni bloklaşmalara gittiğini ibretle izliyoruz.
Yeni Nesil Cepheler: Ekonomi, Teknoloji ve Güvenlik İkilemi
Artık uluslararası ilişkilerde klasik ezberler geçerliliğini yitirmiştir. Bir ülkenin ulusal gücü yalnızca askeri büyüklüğüyle ölçülmüyor. Ekonomisi güçlü olanın diplomasisi güçlüdür; diplomasisi güçlü olanın caydırıcılığı vardır; caydırıcılığı olanın da uluslararası masadaki sandalyesi her zaman daha ağırdır. Dış politika ile iktisadın birbirine tamamen karıştığı yer tam da bu kesişim kümesidir.
Bugün bir ülkeye uygulanan ekonomik yaptırım, yalnızca teknik bir ticari karar değil, doğrudan bir dış politika ve baskı aracıdır. Kritik bir teknoloji ihracatını engellemek, sadece bir şirketin pazarını daraltmakla kalmaz; o ülkenin gelecekteki askeri ve endüstriyel kapasitesini de felç etmeyi amaçlar. Enerji akışını kontrol etmek, doğrudan rakip ekonominin nefes borusunu tutmaktır.
Bu nedenle günümüzdeki "ticaret savaşı" kavramını asla hafife almamalıyız. Çünkü bugün küresel aktörler yalnızca bugünün pazar payı için değil, şu hayati soruların cevabı için boğuşuyor:
Yapay zekâ algoritmalarında ve dijital ekosistemde kim mutlak üstünlük sağlayacak?
Dünyayı besleyen mikroçipleri ve yarı iletkenleri kim üretecek?
Yeşil dönüşüm için hayati önem taşıyan enerji kaynaklarını ve kritik madenleri kim kontrol edecek?
Küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini kim sağlayacak?
Uluslararası finans sisteminin kurallarını kim yazacak?
Kısacası, tüm bu mücadeleler aslında tek bir büyük sorunun farklı versiyonudur: 21. yüzyılın küresel gücü kimin elinde olacak?
"Güç Yetiyorsa Yapabilirsin" Yanılgısı ve Güvenlik İkilemi
Güç mücadelesi bu kadar sertleştiğinde, uluslararası hukuku ayakta tutan mekanizmalar da muazzam bir baskı altında kalıyor. Evet, Birleşmiş Milletler var; uluslararası mahkemeler, paktlar, sözleşmeler ve antlaşmalar var. Ancak dünyanın en büyük ve nükleer silaha sahip devletleri doğrudan karşı karşıya geldiğinde, bu yapıların ne kadar işlevsel ve caydırıcı olduğu sorusu cevapsız kalıyor.
Bu tıkanıklıkla birlikte masaya çok tehlikeli bir mantık sürülüyor: “Gücün yetiyorsa, kural tanımadan yapabilirsin.”
Bu çarpık düşünce bir kez meşruiyet kazandığında, uluslararası hukuk hızla zayıflar. Hukukun zayıfladığı yerde karşılıklı güven buharlaşır. Güvenin bittiği yerde ise her devlet kendi güvenliğini sağlamak için kontrolsüz bir şekilde silahlanmaya başlar. Karşı taraf da bu silahlanmayı kendi bekası için tehdit olarak görüp daha çok silahlanır. Ve bir süre sonra her aktör sadece kendini savunduğunu iddia ederken, aslında birbirlerini yok etmeye hazır devasa birer tehdit haline gelirler. Tarihçilerin ve siyaset bilimcilerin "güvenlik ikilemi" dediği felaket senaryosu tam olarak budur.
Sonuç Yerine: Tehlikeli İklimi Değiştirmek Zorundayız
Bugün henüz topyekûn bir dünya savaşının ortasında olmayabiliriz. Ancak dünya savaşlarının doğduğu, beslendiği ve büyüdüğü o zehirli, kuralsız iklim ne yazık ki etrafımızı çoktan sarmış durumdadır.
Hukukun erozyona uğradığı, diplomasinin susup yalnızca sert gücün ve zorbalığın konuşturulduğu bu tehlikeli eşikte, insanlığın ortak hafızasını acilen tazelemeye ihtiyacı vardır. Aksi takdirde, kuralsızlığın getirdiği bu fırtına, tarihte olduğu gibi bugün de tüm dünyayı silindir gibi çiğneyip geçecektir. Çıkış yolu bellidir: Orman kanunlarına teslim olmak yerine, ortak aklı, evrensel hukuku ve rasyonel çok taraflı diplomasiyi yeniden hakim kılmak zorundayız.
Vefa Aktuz
Yeniden Refah Partisi Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı
| # | Takım | O | G | B | M | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 9 | 7 | 1 | 1 | +7 | 22 | |
| 2 | 9 | 6 | 2 | 1 | +10 | 20 | |
| 3 | 9 | 6 | 1 | 2 | +14 | 19 | |
| 4 | 9 | 6 | 0 | 3 | +8 | 18 | |
| 5 | 9 | 5 | 1 | 3 | +15 | 16 | |
| 6 | 9 | 4 | 4 | 1 | +4 | 16 | |
| 7 | 9 | 5 | 0 | 4 | +2 | 15 | |
| 8 | 9 | 4 | 2 | 3 | -4 | 14 | |
| 9 | 9 | 4 | 1 | 4 | +3 | 13 | |
| 10 | 9 | 3 | 3 | 3 | +3 | 12 | |
| 11 | 9 | 3 | 3 | 3 | -2 | 12 | |
| 12 | 9 | 3 | 2 | 4 | -2 | 11 | |
| 13 | 9 | 3 | 1 | 5 | -4 | 10 | |
| 14 | 9 | 2 | 2 | 5 | -3 | 8 | |
| 15 | 9 | 2 | 2 | 5 | -6 | 8 | |
| 16 | 9 | 2 | 2 | 5 | -11 | 8 | |
| 17 | 9 | 1 | 1 | 7 | -13 | 4 | |
| 18 | 9 | 1 | 0 | 8 | -21 | 3 |
| İmsak | 05:56 |
| Güneş | 07:22 |
| Öğle | 12:53 |
| İkindi | 15:47 |
| Akşam | 18:13 |
| Yatsı | 19:34 |